Japon takımadalarına, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir parçası olduğu dönemde, yaklaşık 100 bin yıl önce yerleşilmişti. Arkeolojik araştırmalar yontma taş devrinde takımadalarda yaşayan insanların temelde avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerini ortaya çıkarmıştır. Cilalı taş devrinde zarif taş aletler yapılmış, ok ve yay kullanılarak ileri avlanma teknikleri geliştirilmiş ve yemek pişirmek ve saklamak için toprak kaplar üretilmiştir. Jomon stili (sicim desenli) kaplar nedeniyle, MÖ. 8 bin ile MÖ. 300 yılları arasındaki dönem Jomon dönemi olarak adlandırılır. MÖ.300 yıllarında Asya kıtasından tarım, basit pirinç ekimi ve metal işçiliği teknikleri gelmiştir. Japonya’da yaşayanlar tarımsal üretimi artırmak için günlük yaşamlarında tarım aletleri ve demir silahlar, ayrıca dini ayinler için bronz kılıçlar ve aynalar kullanmışlardır. Bu dönemde işbölümü, yöneten ve yönetilenler arasındaki ayrılığı derinleştirmiş ve ülkede pekçok küçük devlet kurulmuştur. MÖ. 300 ile MS 300 yılları arasına rastlayan ve çömlekçi çarkında seramiklerin üretildiği döneme Yayoi dönemi denmiştir.4. yüzyılda küçük devletler birleşti ve tüm milleti yöneten güçlü politik otorite Yamato’da (şimdiki
Nara eyaleti) merkez kurdu. 4 ve 6.
yüzyıllar arasında Kore’den gelen Budizm ve Konfüçyusçuluk’u kapsayan Çin kültürünün yanısıra tarımda da büyük gelişmeler görüldü. 4. yüzyılın sonlarından itibaren Kore yarımadasındaki krallıklar ve Japonya arasında ilişkiler başlamıştır. Aslında Çin’in Han hanedanlığında geliştirilen gemi yapımı, tabaklama, metal işçiliği ve dokuma gibi endüstriyel sanatlar Kore yoluyla ülkeye tanıtılmıştır.Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi
kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm

538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan’dan Japonya’ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur.8. yüzyılın başında ülkenin ilk daimi başkenti Nara’da kurulmuştu. 710’dan 784’e kadar, 70 yıldan uzun bir süre Japon imparatorluk ailesi burada oturmuş ve giderek otoritesini tüm ülkeye benimsetmiştir. O zamana kadar başkent veya payitaht şimdiki Nara, Kyoto ve
Osaka şehirleri arasında sık sık yer değiştiriyordu.794 yılında Çin’in o zamanki başkent model alınarak, Kyoto’da yeni bir başkent inşa edildi.
Kyoto yaklaşık 1000 yıl ülkeye başkentlik yapacaktı. Başkent’in Kyoto’ya taşınması, 1192’ye kadar devam edecek olan

Heian döneminin başlangıcı anlamına gelir. Bu, Japonya’da sanatsal gelişimin görüldüğü muazzam dönemlerden biriydi. 9. yüzyılın sonlarına doğru Çin ile ilişkiler kesilmiş ve Japon uygarlığı kendi özel niteliğini ve formunu bulmaya başlamıştır.Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru “kana” adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir.İncelik ve nezaket, başkentteki yaşama damgasını vurmuştur. Saray sanatsal ve sosyal zevklere dalmış, bu arada eyaletlerdeki savaşçı klanlar üzerindeki otoritesi giderek zayıflamıştır. Krallığın etkin kontrolü giderek elden çıkarken; bu, Japonya’nın çalkantılı ortaçağında , soyları eski imparatorlara kadar uzanan iki rakip askeri aile olan Minamotolar ile Tairalar için bir ödül olmuştur. Sonunda Minamotolar 1185’de İç Deniz’de destansı Dannoura çarpışmasında rakip Taira klanını imha ederek, hakim olmuşlardır.

Minamotolar’ın zaferi, etkin politik gücün kaynağı olan kraliyet tahtının zımnen yok edilmesini ve askeri yöneticilerce, bir başka deyişle birbiri ardına gelen şogunlarca sürdürülen yedi yüzyıllık feodal yönetimin başlangıcını belirledi.

1213 yılında gerçek güç, Minamotolardan Yoritomo’nun eşinin ailesi olan Hojolar’a geçti ve Şogun vekili olarak 1333’e kadar Kamakura’da askeri hükümeti yürüttüler. Moğollar bu süre zarfında biri 1274 ve ikincisi 1281’de olmak üzere kuzey Kyuşu’ya iki defa saldırdılar. Zayıf güçlerine rağmen, Japon savaşçıları yerlerini başarıyla muhafaza ettiler ve istilacıların iç kısımlara girmelerini önlediler. Her iki saldırı teşebbüsünde de meydana gelen ve donanmalarının büyük kısmını mahveden tayfunların ardından Moğol güçleri Japonya’dan çekildiler.Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm 538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan’dan Japonya’ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur. 1333’den 1338’e kadar süren imparatorluk yönetiminin kısa ömürlü restorasyonunun ardından Kyoto, Muromaçi’de Aşikaga ailesi tarafından yeni bir askeri hükümet kuruldu. Muromaçi dönemi 1338’den 1573’e kadar, iki yüzyıldan uzun sürdü. Bu dönem zarfında Buşido’nun sert disiplini, estetik ve dini faaliyetlerde ifadesini bulmuş ve bugün bile başta gelen özelliği klasik anlamda sadelik ve kontrol yeteneği olan ülke sanatına damgasını vurmuştur.200 yıllık yönetimin ardından Muromaçi’deki şogunluk, ülkenin diğer kesimlerindeki rakip klanların, kendi otoritesine karşı giderek büyüyen meydan okumalarıyla karşılaşmıştır. 16. yüzyılın sonlarına doğru, Japonya yücelik uğruna savaşan bölgesel beylikler yüzünden bir iç savaşla parçalanmıştı. Düzen 1590’da büyük general Toyotomi Hideyoşi tarafından yeniden kuruldu. Hideyoşi 1592 ve 1597’de Kore’ye her ikisi de Çinlilerin ve Korelilerin direnci karşısında başarısızlığa uğrayan iki istila hareketi başlamıştı. Onun Japonya’yı uzlaştıran ve birleştiren çalışmaları, Tokugava Şogunluğu’nun kurucusu Tokugava Ieyasu tarafından da pekiştirilmiştir. Japon şatolarının en ünlülerinin inşası da bu iç savaşların yaşandığı geçiş evresine rastlamaktadır.Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru “kana” adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir.Kendini Japonya’nın etkin yöneticisi olarak kabul ettiren Ieyasu, şogunluğunu 1603’de şimdi Tokyo olarak bilinen Edo’da kurdu. Bu Japon tarihinin en önemli dönüm noktasıydı. Ieyasu, gelecek 1265 yıl için özellikle politik ve sosyal kanunlar olmak üzere halkın yaşantısının her yönüyle tasarlandığı bir kalıp yarattı.Ieyasu’nun tesis ettiği sosyal ve politik yapının entegrasyonunu korumanın bir yolu olarak 1639’da Tokugava Şogunluğu, Japonya’nın kapılarını dış dünyaya fiili şekilde kapatarak, şiddetli bir adım attı. İlk Batılılar Japonya kıyılarına bir önceki yüzyılda Muromaçi döneminde ulaştılar. Ülkeye ateşli silahları tanıtan Portekizli tacirler 1543’te Japonya’nın güneybatısında küçük bir adaya yerleştiler. Sonraki birkaç yıl içinde bunları, Saint Francis Xaviar önderliğinde Cizvit misyonerleri ve İspanyol gruplar takip etti. Hollandalı ve İngiliz tacirler de Japon topraklarına yerleştiler.

Avrupalıların bu akınlarının Japonya üzerinde çok derin etkileri oldu. Bu misyonerler özellikle Japonya’nın güneyinde çok sayıda kişinin inanç değiştirmesine sebep oldular. Şogunluk Hrıstiyanlığın birlikte geldiği ateşli silahlar kadar patlayıcı bir potansiyel teşkil edebileceğini fark etti. Sonunda Hrıstiyanlık yasaklandı ve Togukava Şogunluğu, Nagasaki Limanı’ndaki küçük Dejima adası içinde yaşayan bir avuç Hollandalı tüccar, Nagasaki’de yaşayan Çinliler ve arasıra Kore Lee Hanedanlığı’ndan gelen resmi elçiler dışında yabancıların ülkeye girişini yasakladı. Yaklaşık 250 yıl boyunca Japonya’nın dış dünya ile tek bağlantısı bu insanlardı. 18. yüzyılın sonlarından itibaren açılma yönünde giderek artan baskılar 19. yüzyılın ortalarında meyvelerini verdi. 1853 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin dört gemilik bir filosu Tokyo Körfezi’ne demir attı. Bir sonraki yıl aynı ziyareti gerçekleştiren Amerikan filosu bu ikinci ziyaretinde, bu kez iki ülke arasında bir dostluk anlaşmasına imza attı. Bunu, hemen Rusya, İngiltere ve Hollanda izledi. Bu Japonya’nın içe kapalı geçirdiği dönemin bittiğini haber veriyordu. Dört yıl sonra dostluk anlaşmasını ticaret anlaşmalarını izledi. Bu aşamada kervana Fransa da katıldı. İkili anlaşmalar feodal dönemin de sonunu getirdi. Ülke önce kargaşaya sürüklendi. 10 yıl kadar süren kargaşanın ardından Tokugava Şogunluğu tarihe karışırken, 1868 tarihi itibariyle Meiji Restorasyonu dönemi başladı. Hakimiyet İmparatora geçti.
Meiji dönemi Japonya’nın modern tarihinin de başlamasını haber verir. Bu dönemde Japonya Batı’nın yüzyıllar içinde kurduğu modern sanayileri, politik kurumları, kısacası modern bir toplumu 20-30 yılda yaratıverdi. Başkent Kyoto’dan bir önceki başkent olan Edo’ya taşındı. Ancak adı Tokyo olarak değiştirildi. Tokyo, “doğu başkenti” anlamındadır. Yüzyılların birikimi çok geçmeden kendini gösterdi. Ülke her bakımdan gelişmeye ve genişlemeye başladı. Bu gerektiğinde savaş anlamına da geliyordu. 1894-1895 yıllarında Çin ile yapılan savaşı Japonya kazandı ve Tayvan’ı ele geçirdi. Japonya 1904-1905 yıllarında Rusya ile yapılan savaşı da kazandı Güney Sahalin’i eline geçirdi. Aynı yıl Kore’nin yönetimini aldı, bu ülke 1910’da ilhak edildi.Bundan iki yıl sonra da İmaparator Meiji öldü. Bundan sonraki dönemde ülke büyümesini sürdürmekle birlikte ekonomik durgunluklar, siyasi çalkantılar ülkeyi kaosa sürükledi.
Egemen güçler arasındaki çekişmeler, ülkeyi İkinci Dünya Savaşı’nın tam ortasına taşıdı. 1945 Ağustos’unda İmaparator’un emriyle halk silahlarını bıraktı, ülke teslim oldu. Ülke altı yıl kadar müttefiklerin kontrolünde kaldı. Bu dönemde ülkenin ekonomik ve toplumsal yapısını değiştirecek, reform nitelikli bir dizi yapılanmaya gidildi. Tarım alanları yeniden paylaştırıldı. Zaibatsu denilen aile şirketleri dağıtıldı. İşçilere ve kadınlara çeşitli haklar tanındı, 1947’de liberal bir anayasa ilan edildi. 1951 San Francisco Barış Antlaşması ile Japonya dış ilişkiler kurma hakkını yeniden kazandı. Bu tarihten itibaren yaklaşık 15 yılda ülke yeniden uluslararası rekabet gücüne ulaştı. 1964 Tokyo Olimpiyatları ülkenin uluslararası arenaya kabul edilişinin ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasının tescili niteliğindeydi. Bütün dünyayı etkileyen sosyal olaylar Japonya’da kurumların geliştirilmesi sonucunu doğurdu. Bundan sonraki dönemin en önemli olayları ise 1972’de Okinava’nın Amerikan yönetiminden tekrar Japonya’ya geçmesi ve Çin ile bir uzlaşmaya varılmasıdır. Bu tarihten sonra Japonya özellikle uluslararası ekonomik ve mali piyasa v kuruluşların baş aktörlerinden biri haline geldi.  

35 Yanıt to “japon tarihi”

  1. halide Says:

    istediğim şey gelmedi ben cilalı taş devrinde neler gelişti onu öğrenmek istedim

  2. koçhisarlı Says:

    halide senin başka işim yokmuydu.merak edecek…daha neler varda sen farkında değilsin sanırım

  3. mert Says:

    ben mert tarım alet lerinin neler olduğunu istiyorum çabuk olursanız sevinirim

  4. alara Says:

    ben coğrafi konumunu ve coğrafi özellilkerini istiyorum ama çabuk olursanız sevinirim bana çokk acil lazım…

  5. çbmv Says:

    vcvxdvvvvvvvvvvvvvvvvv

  6. gözde Says:

    acil yardımınıza ihtiyacım var.’japon geleneklerinin japonyanın siyasal sitemi üzerinde ne gibi etkileri olmuştur?’

  7. didem Says:

    ben didem site çok güzel fakat bana bu yazıların ingilizcesi gerekli.Koyarsanız sevinirimmmmmmmmm!!!
    :) =)

  8. müge Says:

    dünyanın en doğu ülkesi neresidir???acil.çabuk olursa sevinirim

  9. emre Says:

    mugenın dedıgının aynısını bende arıyom.. :d aynı odeve mahsuluz cünkü:d

  10. zişan Says:

    bendee tokyooo neden japonyanın başkenti olmustr bunu bulamadım …

  11. zişan Says:

    cabuk ama yaa cwp bekliomm..

  12. oktay Says:

    yaw daha kısa bişey yazsanız olmazmı????????/

  13. oktay Says:

    istenilen şeyler ne kadar sürede geliyor
    :p ;) :(

  14. oktay Says:

    bana japon kültürünü yada çin kültürünü yayınlarsanız sevinirim
    :)
    =)
    ;)
    :p

  15. BUKET Says:

    KIRK YIL DÜİÜNSEM BU SİTEDE SORULANLAR AKLIMA GELMEZDİ HERALDE AMA BEN DE SORULARINIZIN CEVABINI MERAK ETTİM EN KISA ZAMANDA ARAŞTIRACASĞIM

  16. AKIN Says:

    SLM BEN ULUSLAR ARASI TÜRK OKULUNDA OKUYORUM HIC BOYLE SEYLER MERAK ETMEMISTIM AMA KARAR VERDIM BUNDAN SONRA KENDI YASADIGIM BOLGEDEN BASLAYARAK DUNYA KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMAYI DÜŞÜNÜYORUM…

  17. kemal Says:

    heryerde buna benzer internet siteleri aradım ama en güzeli buydu
    :):):):):):):):):):):):):):)


  18. […] Japonya Tarihi – Önemli Olaylar ve Dönemler japon tarihi Japon takımadalarına, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir […]

  19. neylan Says:

    Japonya’nın geleneklerinden,tarihinden,bugünkü hale nasıl gelişinden,teknolojik gelişmelerine kadar herşeyi merak ediyorum…Gerçekten güzel bilgiler verilmiş ama daha detaylı olabilirdi.Daha geniş bilgilere en kısa zamanda ulaşmak dileğiyle:)

  20. EBRU Says:

    çin ve japonya en çok gormek ıstedıgım ve sevdıgım yerlerın bası keske dahafazla bılgı olsa daha dogrusu bılgıden cok resım yayınlarsanız sevınırım

  21. deniz Says:

    merhaba lütfen mümkünse Taişo dönemi ile ilgili bilgi koyabilirmisiniz.o dönemki demokrasi ile ödevim var bu haftaiçi yazmam gereeekkk! teşekkürler

  22. deniz Says:

    bu siteyi kim yaptıysa anasını sikeyim.

  23. öfkeli Says:

    bende ilk anasını sonra kendisini sikeyim ne kadar saçma birşey başka birşey arıyoz bu çıkyor yarak kafalılar

  24. fghfhfgh Says:

    amına koyam

    1. yeliz Says:

      doru konuş lannn ibnelik yapma herkez burda araştırma yapıo terbiyesiz şey…

  25. şehriyar Says:

    siteyi çok begendim gerekli olan bilgiyide aldım çok çok tşk ederim.

  26. adım celal şen izmirde oturuyorum ve vatanımı seviyorum Says:

    siz biliyormusunuz göktürkleri.im,huntürkleri.im ve hun imparatorun(japonya)ilk nerde kurulduhunu ve neden ayrıldıkları ve neden düşman olduklarını düşünebiliyormusunuz…
    ilk kurulduhunda harflerin aynı olduhunu ve aynı gelenek ve göreneklere inandıhını ancak dinleri dehişti bununda bana göre en büyük açıklaması yani ayrılmalarının bir sebebi olarak din inancı nedense oraya giden ilk türkler çoklu inaçlıydı bunlardan puta.güneşe.topraha … vb dinlere inanan çok şu anda bile türklerin çohuluğu(asyada)budist.göktürk ve müslümanlık var neden japonlular türkler gibi çesur neden hep dürüstler bize bakın avrupa uhruna toprak kardeşlerimizi bıraktık eher ben bu ülkenin başına geçersem bütün doğu ülkelerini (ermenistan,ırak,iran, suriye…vb)bu ülkeleri hiç düşünmüyorum bile açıkçası arkamızdan kuyu kazan insanlardan nefret ediyorum huş taki olayı biliyorsunuzdur arapların bize kurduğu tuzak şarkısı bile var biz türk milleti ona muş diyor ama muşla alakası yok(türkünün sözlerini iyi dinleyin asil bir türk o türküde ne anlatılmak istendiğini ve ihanetin bedelini anlarsınız birde muş yerine huş koyun)ben bu ülkenin başına geçtiğim zaman ilk işim asil bir millet olan türkleri hangi ülkelerden bahsettihimi anlıyorsunuzdur hepsini bir torak üstünde ve bunun avrupabirlihinden yani bizi sömüren bir birlikten dileniyoruz bu ülkeye ve dohuda yaşayan tüm türk ülkelere önerim tek bir bilek ve tek bir güç ha ne dersiniz açın dünya haritasını ve doğuda yaşayan insanların geleneklerine ve göreneklerine bakın öyle çok birbirlerine benziyorlarki bunu görmemek imkansız biz türküz dimi biz huntürküyüz dimi biz göktürküyüüz dimi niye ozaman birlikte çalışmıyoruz ha söyleyin bize ne biçim türküz nebiçim hu uz biz ha söyleyin elimde olsa bütün türkleri toplar tekbir devlet yapmak için çanımın son damlasına kadar asil kanımın bütün damlasını bir türk devleti için feda edebilirim siz feda edebilirmisiniz kendinizi birde sorgulamayı deneyin bu asil soylu türklerin bir damla kanı aksa kalbime sızı yolda yürürken ağlıycahım geliyor ben bir asil soylu türküm kim bir türk devletine hakaret etse elime bir kılıç alıp onları öldürmek istiyorum çünkü her türk asil doğar siz eğer türklüğünüze inanıyorsanız tek bir lafım var bir türk asla bir türkün düşmanı olamaz ve asla küfür etmesi yakışmaz siz kendi kanınızdan birne küfür etmek nedir biliyormusunuz ben o küfür edenin türklüğünden şüphe ederim be birgün bu ülkenin başına geçersem ilk işim bir asya birliği güçü amerika ne ki söyleyin rusya neki onlarda yarı türk siz biliyormusunuz dünyanın en soylu ülkeleri türk olan ülkelerdir o diğer ülkelere ayrımçılık yaptıhımı sanmayın onlarda benim milletime zarar vermedikçe dostumdur eğer bir türk ün çanı yansın hangi ülke olursa olsun bu kanı yerde bırakmam bir türk bir millet demektir eher biz türkler pkk gibi aşalık bir örgütü avrupanın engellerine takılaçaksa ben gider o pkk terorüstlerini ASİL BİR TÜRK OLARAK TEK BAŞINA BİLE OLSA SON DAMLASINA KADAR SAVAŞIRIM bizTÜRK dehilmiyiz söyleyin niye bunu yapıyoruz ha soleyin bir türk olarak nasıl davranacağınızı öğrenemezseniz size yazıklar olsun alınabilirsiniz ama doğru askere gitmemek için ŞEREFSİZLER ÇÜRÜK RAPORU ÇIKARTIYOR gelelim ergenekon a Kİ Kİ ERGENEKON GİBİ BİR TÜRK DESTANININ İSMİNİ KOR BİR DAVAYA HA SOLEYİN ŞEREFSİZLER SIKANDALI DEYİN AMA BİR TÜRK DESTANININ İSMİNİ KARALAMAYIN ergenekon destanını bilen varmı bence çok fazla kimse bilmiyor ne biçim bir TÜRK üz biz ha soleyin türklüğümüz ayaklar altına alınıyor yunan egeyi istiyor bir başkası samsun bir başkası doğu ANADOLU bir başkası türkleri kökten silmek ŞU anda yapılmaya çalışılan şeyler EGEDE ADALAR bizimdi ne oldu göz diktiler BAKLAVA bizim di göz diktiler ERMENİLER o kaDar ASİL SOYLU TÜRKÜ öldürdüler ki ::: şu anda ASİL TÜRKLÜK gururuma yediremiyorum onlarda nereyi istiyorlar dersiniz sözde ermeni katliamı diyorlar onlar bize ne yaptı katliam: bir bölgeye girilerek elinde silah tutabilen kadın ve erkeklerin öldürülmesidir yaptık ama eermeniler ne yaptı onu da açıklayım bir bölgeye girilerek kadın çoçuk erkek demeden herkezin öldürülmesi ben bu açıyı kaldıramam şu anda bir öğrençi olabilirim ama 10 sene sonra bakın bakalım bir türk ne kadar çesaretliymiş ben vatan uğrunda isterse 4 köşe arasına da mezarada savaşa da girmeye hazırım yeterki kürklük adı ayakların altına alınmasın ben şu anda içimdeki duyguların sadece/1000 de 1 ini açıkladım bir türk evladı böyle olmalı çesur ve yürekli olmalı güçlü olmalı iman dolu olmalı biraz çin kore den örnek alın ne kadar saygılılar geleneklerine bençe bu topraklarda da aynısı uygulanmaları lazım niye herkez fakir ha soleyin niye herkez türk türk ü vuruyor söylermisiniz ha ha söyleyin bizim türkiye niye diğer türk devletler den daha bencil ha soyleyin hadi eher bir ülke ayakta kalmak istiyorsa geleneklerine ve göreneklerine sahip çıkmalı biz türkiyede gençler ne düşünüyorsunuz bir türk gibimi yoksa bir yabançı gibimiben daha fazla devam edemiycem özür dilerim ÇİN KORE(ayriyetten lütfen g. kore k.kore barışsın niye böyle yapıyorsunuz ha soleyin bana güle güle lütfen deherlerinize sahip çıkın bunlar ne alıntı nede başkasından aldım kalbimden bir parça aldım ve yazdım hep sini çıkartsam bütün internet sistemi çöker lütfer kendinize dikkat edin majesteleri bütün çini ve bütün türk milletini seviyorum koreyede selam gönderiyorum

  27. adım celal şen izmirde oturuyorum ve vatanımı seviyorum Says:

    elimden gelse ana dil olarak iki dil korece ve türkçe başka ana dil tanımam korece çünkü en düzgün ve en niteliklisi

  28. ertuğrul Says:

    off istedigim şey çıkmadı

  29. Anonim Says:

    Kulturu anlayabilmek ici mö ki japon adalarinin konumunu kavramak gerekiyor ana karadan ayrilma donemi onemli

  30. Anonim Says:

    Milattan once 9000 . 10000 ci yillarda bu gunki japonya buyuk depremlerle cin ana kitasindan ayriliyor

  31. Anonim Says:

    Kore ile arasinda kara baglantisi varligini devam ettiriyor

  32. Anonim Says:

    Kore ile kara baglantisi devam ediyor

  33. Anonim Says:

    Daha sonralari kara baglantisi ortadan kalkiyor baglanti doneminde kuzey daima goclere maruz kaliyor kuzey halklarindan tumu bu bolgede barinma imkani bulmustur

  34. Anonim Says:

    Japon kultur adaptasyonunun en onemli sebebi insan temelli inanis sisteminin var olmasi olulerin tanrisalligi yahudilerdeki babadan toruna bilgi aktarimi formulasyonu ile devamlilik saglanmis mesleklerde mukemmellik olusmustur

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s